26 Nisan 2015 Pazar

Spor Savaşları -3-


Tanıştırayım...
Kurtarıcım sanıp aldığım, son spor aletim olur kendisi.
Ama gerçek şu ki, zorlandığımı düşündüğüm şey spor aleti değil, benim aldığım kilolar ve hamlamış olduğum gerçeğidir.
Yok dostum yooook.
Sorun sizde değil, bende bendee.
:((


İki gündür savaşıyorum kendisiyle.
Ama yılmak yok bu sefer.
Diğer elipik bisikletim gibi bırakmayacağım, pes etmeyeceğim.
İlk gün ve ikinci gün arasında 36 calorilik fark var.
İnşallah bu daha da artacak.
Hem dakika olarak hem de calori.
:)))



Bu günlük kurtarıcım koşu bantı oluyor.
O da olmasa yataktan çıkacağım yok.
Çok tembelleştim.
Hava da yağmurlu olunca hiçbir şey yapasım gelmiyor.
İnşallah sizin gününüz keyifli geçmiştir.
:)

19 Nisan 2015 Pazar

Spor Savaşları -2-


Henüz diyet, spor ikilisini kabul etmek istemiyor bünye.
Yavaş yavaş bir düzene girecek inşallah ikisi de.
Bir buçuk saat hızlı tempoda yürüdüm bu gün.
Zaman nasıl geçti anlamadım.
Aklımda bazı düşünceler beynimi kemiriyor.
Belki de bunun etkisiyle coştum bu sefer.
Darısı yarının başına inşallah.
:))

13 Nisan 2015 Pazartesi

Bu Gün... -13 Nisan 2015 Pazartesi-

YENİ CİCİLER


Yoğun bir iş gününün ardından, hem de hiç minibüs beklemeden dönüyorum eve.
Dün yıkatmış olduğum yeni nevresim takımımı geçiriveriyorum yatağıma.
Şimdi miss gibi kokan yatağım ve ben gayet mutluyuz.
...
Geçen hafta hastane adresine geldi bu cici.
E bizimkiler de meraklı tabi.
Hep beraber açtık paketi.
'Çeyizine mi?' sorusu hemen soruluverdi.
'Ben evlenene kadar küflenir bu.'' deyince kahkahalar havada uçuştu.
:)))

Tek sorun şu ki, sadece rengini çok beğendiğim için aldığım nevresim takımı mor yerine pembe renk geldi.
Çok üzülmüştüm.
Şimdi geri göndersem bir sürü angarya.
Amaaaaan.
Pembesi de güzel.
Boşverdim anlayacağınız.
Gayet mutluyuz biz.
:))






12 Nisan 2015 Pazar

Spor Savaşları -1-


Ya kıyafetlerini büyüt.
Ya bu bedeni küçült.
Sloganından yola çıkarak, bedeni küçültme seçeneğini de seçerek zorlu bir yola girmiş bulunmaktayım.
Bu gün yediklerime çok dikkat edemesem de ilk sporumu yapmış bulunmaktayım.
Ama öyle bir hamlamışım ki bacaklarım kopuyor resmen.
Bir saat yürüyüş benim neyime.
İlk günden çok zorladım kendimi.
Çabucak bıkmasam iyi.
Ayrıca 10 dakika da şu benim eliptikle savaştım.
Kendisiyle uzun bir süre daha anlaşamayacağımızı düşünüyorum.
:))

Bu Gün... -12 Nisan 2015 Pazar-

YARDIMA İHTİYACIM VAAARRRR..!!!!!


Kendisi çok şık, çok cici.
Fakat 5 dakikadan fazla yapamıyorum.
Çok yoruluyorum.
Kalbim göğüs kafesimden fırlayacak gibi çarpıyor.
Videolara baktım.
Millet 1 saat yapıyor.
Nasıl yapıyor?
Ben ne yapaçağummm?
Nasıl yapaçağumm?
:((
Moralim çok bozuk.
Boşuna mı gitti 850 tl.
Gitmesin.
:((

10 Nisan 2015 Cuma

Bu Gün... -10 Nisan 2015 Cuma-


Cuma gününün bereketi sabah saatlerinde doğdu üzerimize.
Saat 9.30'da kan vermek için gelen hastam,kanı  aç karnına vermesi gerektiğini söyledi.
Fakat gelmeden önce dayanamayıp bir tane çilek yediğini, sıkıntı olup olmayacağını sordu.
Ben de sıkıntı olmayacağını söyledim.
Kan alırken 'bak şimdi aklıma düşürdün, akşama kadar beklemek zor olacak dedim.'
Ama sadece dedim.
Hastam gittikten sonra aklımın ucundan bile geçmedi çilek.
30 dakika sonra arkamda beliriverdi tatlı bayan.
Elinde bir torba çilek.
Çok şaşırdım, çok da mutlu oldum.
Allah razı olsun.
Kesesine bereket.
Bütün ekip yedik.
Çilek de bir tatlı, bir sulu.
Hamile bir bayan ve 2 yaşlarında bir çocuk da nasiplendi çilekten.
İnşallah sizin de gününüz güzel geçmiştir.
:))


6 Nisan 2015 Pazartesi

Bu Gün... -06 Nisan 2015 Pazartesi-


İnternetten yapılan alışverişlerin açılışını yukarıdaki cici yaptı.
Çok mutluyum kendi alın terimle kazandığım parayla bir şeyler almaktan.
Yarın çok daha fazlası gelecek inşallah.
Onları da paylaşırım daha sonraki post'larda.
Bu gün çalışma odamızda büyük değişimler oldu.
Pek hoşlanmadığım, yüzümüze güzel bakıp arkamızdan konuşan tipler diğer odaya gitti.
Onların yerine çok sevdiğim, sevgi dolu, içi dışı bir güzel insanlar geldi.
Çalışmaya başladığımdan beri ilk defa bu kadar rahat çalıştım.
Peş peşe üç bebekten sorunsuz bir şekilde kan almak da güvenimi yerine getirdi.
Çok şükür rabbime.
İnşallah sizin gününüz de böyle güzel ve huzurlu geçmiştir.
:))


5 Nisan 2015 Pazar

Bu Gün... -05 Nisan 2015 Pazar-


Bu günün en güzel anı, 6 gündür yurt dışında olan babamın beni aramasıydı.
Sesi o kadar sakin ve huzurlu geliyordu ki.
Adeta bulunduğu ortamın nurunu, kutsallığını katıp karıştırıp işlemişti sesine.
Kabe'nin bir köşesinde oturdum, arıyorum sizi deyiverdi.
Canımm babamm 'bize de dua et, tamam mı?'
'Taman kızım.'
Bundan daha güzel bir cümle kurulabilir miydi?
...
Rabbim seni başımızdan eksik etmesin canım babam.
Sağlıklı, hayırlı, uzun ömürler nasip etsin sana inşallah.
Hep birlikte tekrar oralara gidip dua ve ibadet etmeyi alnımıza yazsın  inşallah.
Çok özledik seni canım babam.
Geleceğin günü dört gözle bekliyoruz.




4 Nisan 2015 Cumartesi

Bu Gün... -04 Nisan 2015 Cumartesi-



Şükür kavuşturana.
Baya oldu bloguma uğrayamayalı.
Çünkü bir türlü internet bağlatamadık eve.
3. kez sözleşmeyi imzalatmaya gelen kargo elemanı 'hayırdır abla, sıkıntı ne?' muhabbetine girecek kadar merak etmişti durumu.
Vee 2 ay uğraşmanın sonunda kavuştuk internete.
Açık konuşmak gerekirse ilk gece modeme sarılıp yatasım geldi. 
:))
O kadar mutlu oldum ki anlatamam.
Bir de kredi kartı meselesi var.
Onunla da elektriğimiz pek uyuşmadı.
3 rakamı farz oldu ya bize.
3 defa da bankanın yollarını aşındırdık.
:))
Her şeye rağmen çok şükür.
Hallettik her işimizi.
Eee şimdi net var, kredi kartı var..
Gelsin alış verişler.
Gitsin maaşlar.
Bu arada 15 haftayı devirdim çalışma hayatımda.
İşler yolunda Allah'a şükür.
3. maaş da yattı.
Haydaaaaa...
Anlaşıldı bu 3'ler peşimizi bırakmayacak.
:))))
Siz neler yaptınız?
Umarım her şey yolundadır.
:))

11 Ocak 2015 Pazar

Bu Gün... -11 Ocak 2015 Pazar-


22 Aralık 2014 sabahı işe başlamış bulunmaktayım.
Çok şükür sorunsuz üç haftayı bitirdim.
Omuz ağrısı dışında hiçbir sıkıntım yok Allah'a  şükür.
İlk maaşı dört gözle bekliyorum.
Alacaklar listesi uzadıkça uzadı.
Darısı Masal Yıldızı'nın başına.
:)))

15 Aralık 2014 Pazartesi

Bu Gün... -14 Aralık 2014 Pazar-



Bu sabah mızıkçılıkta üzerime yoktu.
Eeeeee.
Sabahın altı buçuğunda uyursam saat onda da uyanamam elbet.
Üç buçuk saat uyku kime yeter ki?
Ablam geliyor yanıma beni uyandırmak için.
Biraz sohbet ederek uykumu açmaya çalışıyor.
Ben de 'hıı, evet, mmm' gibi saçma saçma mırıldanıyorum.:))
Sonrasını da hatırlamıyorum zaten.
Uyku ağır basıyor.
Ve ablam da usulca hazırlanmak için odasının yolunu tutuyor.
Artık o arada ne oluyorsa bana, birden fırlıyorum yataktan.
Bakıyorum ablam eşarbını ütülüyor.
'Ablaaaa benim pembeyi de ütüleseneeeee' diye mıyık mıyık dolaşıyorum etrafta.
Sonra ben de başlıyorum hazırlanmaya.
Ben tamamen hazır olduğumda ablam daha eşarbını yapmaya uğraşıyordu. :))
Güle oynaya çıkıyoruz yola.
Otobüs kaçırmakta üzerimize yok.
Birer birer geçiyor otobüsler 50 metre uzağımızdaki durağın önünden.
15-20 dakika rötarlı başlıyor otobüs yolculuğumuz.
Duraklarda insanlar bindikçe biniyor, otobüs ağzına kadar doluyor, yolcu almak için ön kapı değil arka kapı açılabiliyor, yolcunun inmeyeceği duraklar es geçiliyor ve bende de başlıyor ufaktan bu otobüsten nasıl aşağı ineceğim telaşı. :)
Nihayet azıcık sinir olmuş bir şekilde iniyoruz Optimum'da.
Bir saat kadar geziyoruz.
Özsüt'te çok çirkin bir Ice caramel macchiato içiyorum.
Şurubu ve içindeki zımbırtılar birbirinden habersiz halay çekiyorlardı.
Çok karıştırdım ama malesef bir araya getiremedim kendilerini.
9 tl miz boşuna gitti anlayacağınız. :((
Gözünü sevdiğimin Starbox'ı.
10 tl ye missss gibi caramel frappuccino içmek varken.
Sonrasında Üsküdar'a geçmek için minibüse biniyoruz.





















Üsküdar sahil o kadar kalabalıktı ki.
Özellikle de Kız Kulesinin olduğu bölge.
Hava da misss gibiydi bu gün ama.
Millet haklı dışarı atmakta kendini.
Minibüsten inince bu pisicikler karşıladı bizi.
Oyun oynuyorlardı.
Sevmemek için kendimi çok zor tuttum.
Ablamın arkadaşı bizi ağaç etse de yine de güzel bir gün geçirdik.
Yemeğimizi yedik, Yedi Güzel Adam ve Öncüler Kütüphanesine gittik, C&N ye uğradık,Mihrimah Sultan Camii'nde namaz kıldık, sıcacık kazan sahlebi içtik.
Ve akşamın hafif sisli karanlığında evimizin yolunu tuttuk.
Baya yorucu bir gün olduğunu eve geldiğimizde anlayabildik.
Umarım sizin gününüz de keyifli geçmiştir. 
:)


14 Aralık 2014 Pazar

Bu Gün... -13 Aralık 2014 Cumartesi-


İçim sıkılıyor.
Huzurum yok bu aralar.
Tüm arkadaşlarım çalışıyor.
Bense hala bekliyorum.
İş başvurularının herhangi birinden geri dönüş olmadı.
Artık ben de mesleğimi yapmak istiyorum.
Artık ben de para kazanmak istiyorum.
İstediğim şeyleri almak istiyorum.
Beynim patlayacak gibi.
Artık boynum tartmıyor.
Hep bir baş ağrısı.
Hep bir mutsuzluk.
Bıktım.
Bunaldım.
Yoruldum.
Usandım.
...



Gebze'den geldik bu sabah İstanbul'a.
Hem de sabahın beş buçuğunda çıktık yola annem ve babamla.
Sabah namazını Ataşehir'deki Mimar Sinan Camii'nde kılabilmeyi nasip etti rabbim bu sabah.
Sonrasında ablamın evine kahvaltıya.
Simit ve sıcak ekmeği de unutma baba dedi telefonda abla. :)
Keyifle, bol sohbetle ve sıcacık duygularla edildi kahvaltı soğuk İstanbul'da.
Saat sabah onda geldi ayrılık vakti.
Ve annem ve babam döndü Gebze yoluna. 
:(


İstanbul gibi soğuk, yağmurlu ve kasvetliyim bu aralar.
Ama bakıyorum da İstanbul, arada kara bulutlarını dağıtıp güneşin o güzel pırıltılarını  üzerine serpiştirilmesine izin veriyor.
Benim bulutlarımsa çoğaldıkça çoğalıyor, siyahın daha koyu tonlarına bürünüyor.
Siyah tüllerle kaplanıyor dünyam.
...
Yarın ablamla dışarı çıkma düşüncemiz var.
Düşüncemiz var diyorum çünkü, son anda mızıkçılık yapabileceğimden şüpheleniyorum.
Bunu genellikle yaparım.
Bu kafayla iyi yaşıyorum ben ya.


5 Aralık 2014 Cuma

Bu Gün... -05 Aralık 2014 Cuma-



Bu gece uyuyamadım.
İş başvurularının sonuçlarını beklemek canımı sıkıyor.
Canım ablam sabah erkenden kalkıp çok güzel bir kahvaltı sofrası hazırlamış.
Ama ben, gerizekalı ben. 
O koca totomu kaldırıp, eşlik etmedim ablama.
Şimdi dank ediyor.
Sabah canım annemi de aramış.
Her zaman birlikte arardık.
Güzel anıları kaçırmakta üzerime yok.
Kendimi boğasım var bu aralar.
Saat 16.00-17.00 arası çıkacağız yola.
Annemi çok özledim.
Canım babamın da işi varmış.
Bizi kim alacak şimdi indiğimiz yerden.
Offfff...
Şimdilik hoşçakal İstanbul.
Tekrar görüşeceğiz.
...

4 Aralık 2014 Perşembe

Bu Gün... -04 Aralık 2014 Perşembe-


İstanbul'a geldim dün öğle saatlerinde.
Babamın istediği hastaneye görüşmeye gittim, istemeye istemeye.
Neden oranın beni bu kadar ittiğini şimdi daha iyi anlıyorum.
İçimden gelen bu ses hep doğru çıkmıştır bu zamana kadar.
Ve bu sefer ki de beni hiç yanıltmadı.
Görüşmedeki doktor hanım deneyimim olmamasından girdi, yaşımın büyük olmasından çıktı.
Bu arada 24 yaşındayım. :))
18'lik ergen bekliyordu sanırım.
Görüşmeden sonra moralim çok fena bozuldu.
Babama da anlattım bu yaşananları.
Babam da hak verdi bana.
Başka özel hastanelere başvurmak için izni koparabildim sonunda.
Yeni taşındığımız için henüz evimizde internet bağlantısı yok.
Babamın iş yerinde de araştırma yapmak istemedim açıkçası.
Bu yüzden canım ablamın yanına, İstanbul'a geldim.
Ama aklım hala canım annemde.
Gideceğimi sabah söyledim ve ardından evden çıktım.
Gözlerinden akan yaşlar tüm yanaklarını ıslatmıştı.
Çok üzüldüm.
Ama artık harekete geçme zamanım geldi.




4 Hastaneye CV'mi gönderdim.
Umarım en kısa zamanda dönüş yaparlar.
Çalışmayı o kadar çok istiyorum ki...
Hem ben rahat edeceğim hem ailem hem de ağızları hiç durmayan sevgili(!) akrabalarım.
Başvuru yaptığım yerlerden biri İstanbul'da.
Bundan annemin haberi yok.
Diğerleri Gebze ve Darıca'da.
Kısmetim nerede bekleyip göreceğiz artık.
Dualarınızı eksik etmeyin.



Yarın akşam canım ablamla Kocaeli'ne dönüyoruz.
O ertesi gün tekrar İstanbul'a geri dönecek.
Annem çok özlemiş.
Kıramadı o da.
İnşallah bir sonraki post'umda hayırlı haberlerle gelirim.
Umarım her şey yolunda gider.
Sizin günleriniz nasıl geçiyor?

19 Kasım 2014 Çarşamba

Bu Gün... -19 Kasim 2014 Çarşamba-

Herkese gunaydin Kocaeli'nden.
Burada hava güneşli ve ilik.
Hala evi yerleştirmekte ugrasiyoruz.
Evi toplayıp tasindiktan sonra evi tekrar yerleştirmek de ayri bir dertmis.
Dun öğlen canim ablam geldi İstanbuldan.
Ama bu sabah saat altida geri dondu.
Canim ablamin kisacik ziyareti biraz da olsa hafifletti kalbimin huzursuzluğunu.
Annem ve babam çok çok coook sevindi.
Yarin sabah da ben gideceğim İstanbula.
Pazar günü ALES var.
Rabbim yardimcimiz olsun.
Güzel geçsin gününüz. 

17 Kasım 2014 Pazartesi

Bu Gün... -17 Kasım 2014 Pazartesi-



Çabuk çabuk yazmalıyım...
Yeni evimize taşındık ve evde internet yok.
Ben mi neredeyim?
Babamın ofisinde.
Ve burası resmi bir kurum.
Hızlı hızlı dolaşıyor parmaklarım klavyede.
Dolaşmak zorunda da.
Sabah bir koşuşturmacayla başladı.
Ablam rapor almaya, bense Ösym bürosuna.
Güzel bir üsküdar turundan sonra eli boş dönüyorum.
Çünkü sabah  baktığımda 'okuyor' görünen yer şimdi 'mezun' görünüyor.
Nasıl ama yaaaa...
İnanmıyorum ve kendi telefonumdan da bakıyorum.
Ahahaha..
Gerçekten de 'mezun'.
Haydaaaaa.
Üzülsem mi sevinsem mi bilemedim.
O kadar yolu boşuna mı geldim ben şimdi.
Neyse..
Marmaray, metro ve 17B.
Sonrasında ev ve babamın ofisi işte.
...
Ahhhh.
Ablammmm. 
Canım ablam.
Metrodaki o yaşlı güzel gözlerin çıkmıyor aklımdan.
Çok üzüldüm çooook.
Keşke birlikte gelebilseydik.
Annem ve babam da çok özlemişler seni.
...
Kalbim üçe bölündü bu gün.
Bir kısmı canım ablamda,
Bir kısmı güzel kızımda,
Bir kısmı da yakışıklı oğlumda kaldı.
Kızımın adı 'Kuşuma'.
O bir muhabbet kuşu.
Ama bildiğiniz sinirli cüce.
Oğlum ise bildiğiniz asil zade.
Çok efendi.
Yemek yerken hiç dökmez mesela.
Ama kız..
Ah o kızz...
Neyse..
O hallerini bile özlüyorum şimdi.
...
Ayrılık çok zor bir duyguymuş.
Gözler, hep parçalı bulutlu bakıyormuş.
Kalpler üçe, beşe bölünüyormuş.
Mutlulukla mutsuzluk arasında kalan, dikenli bir yolda  yürümek gibiymiş..
Canının acısı boğazında düğüm oluyormuş.
...



15 Kasım 2014 Cumartesi

Bu Gün... -15 Kasım 2014 Cumartesi-


İstanbul'da hava buzzzz gibi.
Ve odamın iki penceresi de açık.
Cereyan yaptıkça üşüyorum.
Amma da çok toz varmış odamda yahu.
Bir de toza karşı alerjim var.
Kaybolan astım ilacımı da buluyorum eşyaları toplarken.
Tüm eşyalarımı koliledim çok şükür.
Yerleri de süpürüp sildim.
Perdeleri de çamaşır makinesine attım.
Allah'tan nakliye şirketi pazar günü gelebileceklerini söylemişler.
Yoksa nasıl yetiştirecektim onca işi.
Ben odamı topladım ama canım annem bütün evi topladı.
Ona üzülüyorum ben.
Benim yaptığım iş, devede kulak kalıyor onunkisinin yanında.
Taşınsak da bitse bu çile.



Bu arada yeni odam şimdiki odamın 4'te 1'i.
Nasıl sığacağım o küçücük odaya bilemiyorum.
Pek güzel günler beklemiyor sanırım beni yeni evde.
Odamı tamamen yerleştirince resim de koyarım.
Şimdilik bana kolay gelsin.
Sizlere de hayırlı günler.
:))


14 Kasım 2014 Cuma

Bu Gün... -14 Kasım 2014 Cuma-


Bu gün İstanbul'daki son telaşsız sabahımız.
Çünkü yarın Kocaeli'ne taşınıyoruz.
Yarın sabah ki telaşımızı siz düşünün artık...
Bütün ev ayakta şu an.
Ve benim hala toplayacak olduğum bir yığın eşya var.
Sonrasında süpürüp silme işlerine hiç girmek istemiyorum bile.
Soğuk ve yağmurlu İstanbul bu gün.
Çok özleneceksin be İstanbul...
:((

Eyvahhh MİM'lendimmm :))


Sevgili Resim Defterimm beni de bu güzel etkinliğe layık görmüş.
Çok güzel yapmış.
Teşekkür ediyorum, güzel insan.
İşte benim akrostişim.
:))


Empati - Adam Fawer
Vadideki Zambak - Honore De Balzac
İki Şehrin Hikayesi - Charles Diclası
Nar Ağacı - Nazan Bekiroğlu

Da Vinci Şifresi - Dan Brown
Ejderha Dövmeli Kız - Stien Larssen
Limon Ağacı - Sandy Tolan
İskender - Elif Şafak
Senden Önce Ben - Jojo Moyes (Favorimdir Kendisi)
İlk Son Öpücük - Ali Harris





Benim de MİM'lemekten büyük keyif duyacağım bloglar var.
Bir ugrayin derim.
:))


13 Kasım 2014 Perşembe

Bu Gün... -13 Kasım 2014 Perşembe-


Beklemek ne kadar da zor bir süreç.
İş görüşmesinin sonucunu, Ösym'ye gönderilen dilekçenin işleme konulmasını beklemek,
Bir de gizli gizli yapılan işler..
Offffff...!
Canım sıkılıyor.
İstanbul'da da güneşin yüzünü göremedik henüz.
Depresif olmak için güzel bir gün.
Akşama doğru Kadıköy'e gidesim var.
Acaba ablamı kandırsam mıııııı derken whatsapp'tan mesaj yazdım..
Kendisi yan odada bu arada. :))
Teklif kabul edildi.
16.30'da çıkıyoruz evden.
Hemis, LCW, Gratis, Watsons...
Uğrayacak olduğumuz yerlerden bazıları.
Sizin bu günkü planlarınız neler?



12 Kasım 2014 Çarşamba

Bu Gün... -12 Kasım 2014-


Bu gün müstakbel yeni hayatımla(!) tanışmaya gittim.
Ne diyor bu kız yahu diyenler için..
İş görüşmesi desem taşlar yerine oturur sanırım. :))
Pek gönüllü gitmesem de dönüşüm bir o kadar keyifliydi benim.
Yeni evimizin manzarası nasıl bu arada?
Henüz taşınamadık.
Ama az kaldı.



Kocaeli'nde yaşayanlar bilirler.
17B desem yeterli olur sanırım.
Gebze- Kartal Metro otobüsüdür kendisi. :))
İlk durakta binip son durakta inmek de değişik bir duyguymuş.
Onu da öğrenmiş oldum.
Binenler, inenler...
Ama ben otobüsün demirbaşı gibiyim. :))
Sadece seyrediyorum manzarayı ve insanları.
Ne kadar farklı insanlar var şu dünyada.
...
Kocaman bir kangal ve arkasında koyunlar.
Sanırım Gebze'nin çıkışında bulunuyor.
Buraların yabancısıyım.
Kusuruma bakmayın artık..:))
'İşte tam burası' diyemeyeceğim.
Çok hoşuma gitti benim.
Sizler de görün istedim.



Kartal metro son durak.
Metroya binmeyi seviyorum.
Kulaklığı da taktık mıııı yolculuk daha da keyifli oluyor.
Eeeee 9 durak yalnız gitmek çok sıkıcı.
Canım ablam yanımda olsaydı oooooo...
Çok iyi anlaşıyoruz çook.
:))



Metroyla da yolculuğu tamamladık.
Şimdi gün yüzüne, hayatın, hareketin içine dönme zamanı.
Yürüyen merdivenler iyi ki var.
Düşündükçe normal merdivenleri, büyür da büyüyor gözümde önümde uzanan basamaklar.
...



Eve ulaşabilmem için bu son vasıtam.
Aktarmalarla birlikte şehirler arası yolculuğumu 1 TL 72 Kuruşa tamamlamış bulunmaktayım.
Çok komik bir meblağ değil mi?
Öğrenci akbilim sağ olsun.
Mezun olabilirim.
Ama aralığın sonuna kadar kullanma hakkım var.
Yuppiiiii.
Yarın nereye gitsem acabaaaa??..
:))
....
Eve dönerken marketten sütleri de aldık mı tamamdır.
Bu günlük bu kadar aksiyon ve anksiyete yeter.
Zaten gece uyuyamadım stresten.
Sabahın nurunda(!) uyanıp, hazırlanmayalı baya olmuş.
Ama olsun.
Bu iş görüşmesiyle canım annemin ve canım babamın gönlünü de yapmış oldum.
3 gündür inatla istemiyordum bu görüşmeyi.
Üzüntüleri yüzlerinden belliydi.
Ama şimdi keyifleri yerinde.
Benimkisi değil
Ama değer onları mutlu görmeye.
:))

Sizin gününüz nasıl geçti?

11 Kasım 2014 Salı

Bu Gün... -11 kasım 2014 Salı-


Erken başlayan ve koşuşturmacayla devam eden bir gün daha.
Kahvaltı yapmadan çıktım evden bu sabah.
ÖSYM sağ olsun, mezun olmama rağmen hala inatla 'okuyor' olarak gösteriyor beni.
Ben de bu durumun düzeltilmesi için dilekçemi yazdım.
Diploma, transkript ve nüfus cüzdanı fotokopilerimle birlikte  kargoyla gönderdim.
Dönüşte TL yükledim hattıma.
Okul bittikten sonra pek fazla kullanmadığım için telefonumu, TL yüklemeye de gerek duymadım.
Ama artık lazım olacak.
Kahvaltı yapamadım ama onun yerine gözleme yaptım öğle yemeği için.
Biraz kaşar peyniri, biraz lor biraz da ketçap ekleyip katladık mıııııı işin yarısı tamam. :))
Az yağda güzelce pişirince bu güzellik çıkıyor ortaya.
Yanında ayran ve salatalık.
Mmmm...
Afiyetle yedik.
Yedik diyorum, çünkü hepsini ben yemedim.
Bir parça anneme bir parça da ablam için ayırdım.
Ama çoğunu ben yemiş bulunmaktayım.
Çok şükür  bu gün de karnımızı doyurduk, işlerimizi hallettik.
Ama bizde iş biter mi hiç?
Saat 16.00 gibi ablamla tekrar çıkacağım dışarı.
Bu sefer ki yolculuk çok daha uzun ve yorucu geçecek.
Hem annem gelirken ekmek de al demişti.
Nasıl da hemen çıkmış aklımdan.
Unutmuşum ekmek almayı.
Akşama ekmeğini getireceğim canım annemmmm.
Bu arada dışarıda çok rüzgar var.
Eve gelene kadar eşarbımın şaftı kaydı resmen. :))
Güzel geçsin gününüz inşallah.
:)) 


10 Kasım 2014 Pazartesi

Yorucu Bir Gün... -08 Kasım 2014 Cumartesi-


Canım ablammmm.
Sana bu kadar güzel bir pasta alamadım.
Ama yine de sevdiğin aromalı bir pasta alabildim. :))
Rabbim sana sağlık, huzur, mutluluk, başarı kapılarını hep ardına kadar açsın inşallah.
Sevdiklerinle mutlu ve hayırlı bir ömrün olsun inşallah.
İyi ki varsın canım ablammm.
O güzel yüzün hep gülsün.
Çok seviliyorsun çoooook.
:))

Temsili

Biliyorum.
Cuma gecesi ben de seninle gelirim dedim.
Sabah beni uyandırmak için geldiğinde uyanıktım.
Ama seninle gelseydim ne pastanı alabilirdim ne de hediyeni.
Bu yüzden özür diliyorum canım ablam.
Hediye alırken her şey güzeldi.
Fakat iş pastaya gelince tüm renkler değişti.
Pastanı aldıktan sonra o yokuşu çıkmak ölüm gibiydi.
Göğüs kafesim acıdı resmen.
Bir de yarım saate geliyoruz.
Hazırlan deyince, adımlarım ister istemez hızlanmak zorunda kaldı.
Astım ilacım yanımda olaydı iyiydi.
Yanaklarımın kırmızılığını bile kapatamamıştı fondöten. :))
Ama mutluydum.
Hiç şikayetim olmadı bu durumdan.
Seni mutlu görmek en güzel duygu benim için.
5 kat yukarı çıkıp, eşyaları bırakıp, tekrar aşağı inmek...
Sen düşün artık halimi...
Ve geldiniz babamla.
Kekimizi yiyip, suyumuzu da içtiğimize göre istikamet Viaportttt...



İlk defa gidiyorum Viaport'a.
Ablamın ve babamın daha önce gitmişliği var.
Ama bizi sollayan babam.
Hep tek başına gider.
Her seferinde de ablamdan 'Bana neden haber vermedin? Ben de gelirdim.' cümlelerini duyar...
Ve sonrasında 'Beni de götür hafta sonu' yla biten bir tabloyla sonuçlanır durum.
Babam da pek hazır cevaptır her zaman.
'Minibüs kapıdan geçiyor, binin gidin' deyip konuyu kapatmaya çalışır.
Ama dayanamaz..
Hafta sonu götürür ablamı sağ olsun....
...
Yorgunum ama olsun.
Ablam kolumda geziyoruz küçük bir semti anımsatan Viaport caddelerinde.
Kütahya porselenin outlet mağazasını görüp de girmemek olmaz.
Dalıyoruz mağazaya.
Yukarıda görmüş olduğunuz servis tabağı çarpıyor gözüme.
Biraz inceledikten sonra bırakıyorum yerine.
Ama aklım onda.
Mağazayı tamamen gezdikten sonra almaya karar veriyorum kendisini.
Eğer almasaydım aklım çok fena kalacaktı.
Ve tekrar gidip almak isteyecektim.
15 Tl ye aldım güzel tabağımı.
30 Tl'den düşmüş.
Bu gün de kahvaltı yaptım kendisiyle.
Çok sevdim kendisini çoook.
Sonrasındaaaa
....



Evin ihtiyaçları için markete uğradık.
Bu gördüğünüz anahtarlığı çok sevdim
Yeşili ve moru vardı.
Karar veremedim.
Babama sordum.
Moru daha güzel deyince bunu almaya karar verdim.
Zaten ilk elime aldığım, gözüme çarpan mor renkli olandı.
İlk satış fiyatı 7 Tl'ymiş.
Ama 3 Tl'ye indirmişler.
Almamak olmazdı.
Bu cici hayvanın adı Mort.
Madagaskar penguenleri adlı çizgi filminin en sevdiğim karakteri.
Çok saf ve bir o kadar da şirinlikten yıkılan bir cüce.
Cüce benim kendi yorumum bu arada.
Kendisi küçücük bir şey olduğu için öyle söylemek geliyor içinden. :))
İşte Mort'un çizgi filmdeki görüntüsü.



Çok deli bişi yahu bu.  :))


Siz neler yapıyorsunuz?
Anlatsanıza biraz...
:))

Hayırlı Sabahlar...


Herkese günaydııınnnnnn...
Bu gece uyumayı başardım.
Evet, evet.
Yanlış okumadınız.
Baykuş gibi gece yaşayıp, gündüz uyuyanlardanım ben bu aralar.
E mecbuuuur. :)
Neyse...
Erken yatıp, erken kalkınca kendime kahvaltı tabağı hazırlamak istedim.
Servis tabağını yeni aldım.
Onun post'unu da yayınlayacağım.
Gününüz çok çok çooook güzel geçer inşallah.
:))


9 Kasım 2014 Pazar

Değişik Bir Gün... -07 Kasım 2014 Cuma-



Çarşamba günü, dost dediğim arkadaşımla cuma günü saat 10'da okula gidip diplomaları almak için anlaştık.
Perşembe gecesi aklıma, kalbime bir iş düştü.
Ve o işimi halledip okula gitmem 11'i bulacağından geceden anlaştık tekrar.
Cuma sabahı olduğunda arkadaşım gelemeyeceğini söyledi.
Eyvallah deyip düştüm yollara.
Taktım kulaklığımı.
Ablamın doğum günü hediyesi olan sırt çantamı da vurdum omzuma.
Bu arada doğum günüm ocakta.
Erken geldi bu yılki hediyem. :)
Sağ olasın ablacımm. Çok teşekkür ederim.
Sabahın erken saatinde yolda yürümek ayrı bir keyif veriyor insana.
Her zaman gördüğümüz bir kedicik vardı.
Bir baktım arkası dönük, çöp kovasından bir şeyler yemeğe çalışıyor.
Munzurluk değil mi?
Dokunmak geçti o an kuyruğuna.
Ve yaptım da.
Hemen yan tarafa kaçıverdi tombul pisicik.
Göz göze gelmek bir kediyle, değişik bir duygu.
''Napiyosun ablacım yahu? Aklımı aldın sabah sabah'' der gibiydi bakışları. :)
Minibüsle gidecektim okula.
Durağı görüyorum.
Yaklaşık 50 metre falan var.
Gözümün önünden o kadar hızlı geçen bir minibüs görmemiştim bu güne kadar.
Onu da gördüm tam oldu.
Üstelik de boştu.
Rahat rahat gidebilirdim.
Zaten bu bir gelenek haline geldi benim için.
Hatta arkadaşlarla okuldan çıkarken 'bakın şimdi minibüs geçecek' derdim.
Ve geçerdi de.
Çok minibüs beklemişliğim vardır.
Bari geçerken görmeyeydim iyidi. :))
Geri dönelim konuya. :))
Bir an geçirdim aklımdan 'keşke 1 dk erken çıkabilseydim evden' :(
Sonra şimşekler çaktı beynimde.
Haaaaaa sen misin kedinin kuyruğuna dokunup onu rahatsız eden.
'Hak sana' deyip 15 dk minibüs bekledim durakta.
Bu sefer de 'keşke daha geç çıksaydım evden' demekten alamadım kendimi. :))
Uzun bir beklemenin ardından geldi minübüs.
Ama dolu. :((
Tombik bir amcanın yanında, tombik bir kız ne kadar göze hoş görünür artık; siz hayal edin. :))))
Koltuğun yarısına oturmak, virajlı yollarda tutunmak gerçekten zor şey.
Okula gidebilmem için ikinci bir minibüse daha binmem gerekli.
İnecek olduğum durağa çok az kala beni okula götürecek olan minibüs de yanımızdan geçmez miii!!!
Haydaaaaaaa.
Aaaaaaa :))
Bir 15 dk da orada bekledikten sonra gelir minibüs.
Hala sakin bir şekilde minibüse bindim ve de paramı ödedim. Oturdum.
Kaç dk sonra kalkacağını sordum şoföre.
11 dakika varmış.
Sakinim, gayet sakiniiiiim.
Bir Tarkan şarkısı dinledik minübüstekilerle birlikte.
Sağ olsun şoför efendi müziğin sesini baya yüksek açmış.
Kulaklığımı da çıkartmak zorunda kaldım sayesinde.
Sonrasında sarı kazaklı, tipinden pek hoşlanmadığım 35-40'lı yaşlarında bir erkek bindi minibüse.
O kadar boş yer var geldi yan tarafımdaki koltuğa oturdu.
Hala sakinimm.
O kadar insan var geldi bana sordu 'kaç dakika var kalkmasına' diye.
Şimdi hesap zamanı.
Minibüsün kalkmasına 11 dk vardı.
Bir Tarkan şarkısı dinledik.
3-4 dakika olsa şarkı.
Yalaşık 7-8 dakika var.
Güzel bir şekilde söyledim beyefendiye.
Hala sakinim.
Ama gelen cevap beni fıttırttı resmen.
'Neden o kadar çok var ki?'
'Bilmiyorum, gelince şoföre sorarsınız' diye kızgın bir şekilde çıkıştım adama.
Başımı da onun olduğu tarafın tam tersi yönüne çevirdim.
Nerde deli orada ben.
Bu zamana kadar hiç değişmedi bu. :))
Minibüsün kalkmasına yakın bir de yerinden kalkıp arkama oturmaz mı..
Ayyyyy..!!!!
İndirin beni minibüsteeeeeen.
Sinirden çatlayacağım.
Bir de camı açtı.
Eşarbım uçuş uçuşş.
Hakikaten adamı boğacağım az sonra.
Biraz daha yol aldıktan sonraaa.
Yuppiiiiii.
Okul göründüüüü.
Baya olmuş okulu görmeyeli.
Mezun mezun yürümek de ayrı bir zevkmiş okulda. 
Etrafta bir sürü ergen.
'Zamanında biz de mi böyleydik' demekten alamadım kendimi. :)
Öğrenci işlerine gidip diplomamı ve onur-yüksek onur belgelerimi de alınca, değmeğin keyfimeeee.
Dönüş yolu hem kısa hem de sorunsuz geçti.
Hiç minibüs beklemedim.
Manyak da çıkmadı karşıma.
Gizli gizli yapılacak olan işimi de halledince, büyük bir yük kalktı üzerimden.
Birazcık delirmiş olmama rağmen güzel bir gündü benim için.
Umarım aklımdaki, kalbimdeki iş alnıma da yazılır hayırlıysa.
Sonbaharın bu son sıcak günlerinde siz neler yapıyorsunuz.
Vaktiniz varsa bol bol gezin bence..
:))




Onur ve Yüksek Onur Belgelerim